İSTANBUL (AA) - İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, otizmli bireylere yaklaşımda ebeveyn, psikiyatrist, konuşma terapisti ve eğitimcinin ortak bir takım çalışması yürütmesi gerektiğini belirtti.

Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Çelen, otizmin 19. yüzyıldan itibaren fark edilmeye başlandığını, 20. yüzyıla gelindiğinde ise otizmle ilgili yeni tanımlamalar yapıldığını aktardı.

Çelen, Otizm Spektrum Bozukluğu ile ilgili 1946'dan sonra farkındalığın arttığını, kanıtların güçlendiğini, 1993'te ise resmi kabul gördüğünü vurguladı.

Otizmin 2013'ten itibaren ise nöro farklılık ve otizm sendrom olarak DSM 5'te yer aldığını anımsatan Çelen, "Son zamanlarda medikal teknolojilerin kullanımı sonucunda otizm ile ilgili çok sayıda bilgi edinildiğini ve semptomlarının daha iyi belirlendiğini söylemek mümkün." ifadesini kullandı.

Çelen, otizmin özelliklerinin üç başlık altında toplanabileceğini belirterek, bu başlıkları, "sosyal etkileşim", "iletişim", "davranış, ilgi ve diğer aktivitelerde sınırlı örüntüler" şeklinde sıraladı.

Otizmli bireylerin yönlendirmelere ayak uyduramadığına değinen Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen, şöyle devam etti:

"Diş fırçalama ve giyinme gibi gereksinimlerini yerine getirmekte zorlanır. Konuşmalarında tekrar (echolali) görülür veya reklamlardan duyduğu stereotipik sesler çıkarır, mizahtan ya da alaydan anlamaz. Soyut ve hayali aktiviteleri anlamaz, tepki verirken gülümseme ve baş sallama yapmaz. Beklenmedik güçlü sese ve ışığa aşırı tepki verirler. Mükemmeliyetçi dolayısıyla kaygılı oldukları da söylenir. Bu sıralananların hepsi otistik birey veya çocukta görülmez. Hatta çocuklukta otizm tanısı almamış yetişkinlerde de rastlanabilir."

Çelen, yeni olanaklarla otizmin nedenlerine ilişkin çalışmaların üzerinde çok durulduğuna işaret ederek, "Otizmin büyük bir yüzde ile genetik olduğu söylenmektedir. Genetik ve kromozomal alt yapısından söz edilmektedir. Otizmli bireylerin beyninde yapı ve işlevler normal bireylere göre farklıdır. Doğum sırasındaki komplikasyonlar, düşük doğum kilosu ve alerjenler, viral enfeksiyon, yiyecek alerjileri, bağışıklık sistemindeki anomali ve aşılar otizm nedenleri arasında sayılmaktadır. Yine de kesin nedenler olmayabilir. Nedenlerine ilişkin çalışmalar devam etmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Otizmli bireylerin sosyal yaşama katılmalarının önemli olduğunu belirten Çelen, "Günümüzde davranış temelli terapiler ile sosyalleşmeleri gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde 2003'ten itibaren İstanbul'da otizm ile ilgili açılan kurumların yanı sıra diğer illerde de faaliyet gösteren kurumlar otizmle ilgili çalışmalar yürütmektedir." ifadelerini kullandı.

Çelen, terapi sırasında bir takım çalışmasının önerildiğini ve multidisipliner yaklaşımın önemine dikkati çekerek, ebeveynler, çocuk doktoru ya da psikiyatrist, konuşma terapisti ve eğitimcinin ortak çalışmasının önemli olduğunu vurguladı.

Teknopark İstanbul firmaları, Hannover Messe 2025 Fuarı'nda yer aldı Teknopark İstanbul firmaları, Hannover Messe 2025 Fuarı'nda yer aldı

Otizmli bireylerin beslenme alışkanlıklarına değinen Çelen, "Süt ve buğday proteini yasaklılar arasında yer almaktadır. Taze meyve ve sebzeler, Omega 3, fındık, balık gibi gıdalar doktorlar tarafından önerilmektedir." bilgisini paylaştı.

Kaynak: AA